Diyarbakır Şehir Portalı

Mehmet Kadri Göral

Mehmet Kadri Göral
mehmet kadri göral
Kadri Göral

Kim seni tanımaz ki Kédri Abé. Diyarbakır’ın nadide çiçeklerindendir Kadri Göral. Diyarbakır halkı onu oğlum éhsan şiirinden tanır. Kulağa “oğlum éhsan ana héyran nasılsan ne haldasan ”  sözleri geldi mi bilin ki Kadri Göral oradadır.

Şiirleriyle, samimiyetiyle, cana yakınlığıyla, nam salmıştır. Kulağa ses, içlere ferahlık getirir onu dinlediğinizde.

Bir çok bilgiyle hakkında kısmını doldurup sizleri sıkabilirdik ama biz wikipedia değiliz, biz sıradanlaşan bilgilerin kölesi de değiliz.

Kadri Göral Hakkında

İnsanların hakkında bilgi sahibi olmak işe yarar, bakış açısını ele alırken bilinmesi iyi olur lakin buda gerçek duygudan uzaklaştırır insanı.

Bazen nedenini bilmeden ele almak, dinlemek, görmek gerekir. Gerekir ki başka şeylerin tesiri altında kalmasın insan. Objektifliğini de yitirmemiş olur. Bu yüzden sadece bizi ilgilendiren kısmıyla ilgilenirsek daha zarif olacaktır. Beynimiz yeterince dolu zaten ” yetersiz ve gereksiz bilgilerle. ”

Böyle güzelim bir insanın, şiirlerini dinlediğinizde sizi alıp götürecektir. Kah üzülecek, kah sevineceksiniz, kah gözleriniz dolacak, kah hak vereceksiniz, size bir çok duyguyu yaşatacaktır.

Gelinlerin mazlum kaynanaların zalim olduğu zamanları ele alışı özellikle dikkatinizi çekecektir.

“Şiir şairin, şair de toplumun aynasıdır ” felsefesini şiyar edinmesinden dolayı, fazlasıyla Diyarbakır’ı hissedeceksiniz.

Küçe Kapısı adlı kitabında özellikle Diyarbakır halkının yaşayış biçimini şiirsel bir anlatımla ele almıştır.

Eserleri

  • Küçe kapısı- Şiir türünde bir eseridir.
  • Vüşşş- şiir deneme inceleme türünde eseridir.
  • Kele – şiir deneme inceleme türünde eseridir.
  • Cevahir Çıkını – Deneme inceleme türünde bir eseridir.

Oğlum Ehsan Şiiri

oğlum Ehsan!
ana heyran nasılsan?
ne haldasan?
biz seni aramasah sormasah
sen bizi ne arisan ne de sorisan
sen ne hersiz bir evlatmişsan
bemırad olmiyasan
hahın kızınan gezisen dolaşisan (hah:el alem)
edemisen anan mektup yazasan?
heç Allah’tan korhmisan bizi merakta bırahisan?
dünegin dayın oğli hüsen gelmişti ankara’dan
getmişem sağlık haberin ondan almişam
seni belediye otobozunda görmiş bir kıznan
sözlüm diye bahsetmişsen o kızdan
bir de yüzüg tahmişsan barmağan
niye oğlum sen anasız kalmişsan
sansahan evlenmağa kahmişsan? (sansahan: kendi kendine)

Giriş

hüsen’e dedim ki;
“hüsen! hele birezım kızi anlat” (birezım: biraz)
dedi ki:
“ne anlatayım deyza, ay parçası bemıraza”
gülende güller açi
ağliyanda incinen mercan saçi
bele güzel ne görülmiş ne duyilmiş
hak teala öz nurundan yaratmis.
Ehsan!
niye sen hırıf olmişsan
böyükleren danışmadan evlenmağa kahmişsan
kardaşından da mi ibret almisan?
getti bir tango kız getirdi
ne kendisi rehet etti
ne de bizi rehet ettirdi
kız da kız olaydı üregım yanmazdı
ele zaif ele zaif ki
ayni çırtik Eso’ya benzidi
çirpi gibi bacaği
emin ağanın ayağı gibi ayaği
çamaşır tokacı gibi de elleri vardi
ne ağlidi ağliyasan
ne gülidi gülesen
ne konulmağımızı begenidi
ne bitirdiğimizi yeyidi
zıkkımın köküni yiyeydi
hırçikli meftüneyi ağzına koymidi (meftüne: Diyarbakır’ın en klasik patlıcan yemeği)
kibekudura kaşığını degdirmıdi (kibekudur: bir çeşit bulgur pilavı)
pencegoşt kebabından hanımın meğdesi bulanidi
her bişeye de kusur bulidi

Gelişme

her bişeye yengi yengi adlar tahidi; (yengi: yeni)
ben deyidim babakanuç
o deyidi “patlıcan ezmesi”
ben deyidim lebeni
o deyidi “yoğurt çorbası”

ben deyidim hılorik aşi
o deyidi “ekşili izmir köftesi”
yoh! carut değil faraşmiş
küçe değil sokahmiş
bellüe değil oluğmiş
hebene değil destiymiş
havuca pırçikli demah ayipmiş
ben bele konuşiyam diye de benden utanimiş.(bele: böyle)
niye kendi yaptığından utanmidi
gün evle olidi yatahtan kahidi
ne hevşi süpüridi ne ayah yoluna su dökidi (Hevş: avlu)
benim elimden çaput
onun elinden roman düşmidi
gezmağa gidende de hanımın kızı en öge o düşidi. (öge: öne)
birgün baban tükenden geldi (tüken: dükkan)
sakosi çininde içeri girdi
hanımın kızı yerinden bile teprenmedi (teprenmek: kıpırdamak)
baban çoh ağırına gitti
bırahsam, alimallah saçini pırçigini yolacahti.
ben ne şanssız bir kariymişam anam!
kaynanaların zalım zamanında gelin olmişam

 

gelinlerin zalım zamanında da kaynana olmişam
kime ne etmişem ki bulmişam.
Ehsan! sen sen olasan
akli başında bir kız alasan
ister Diyarbakır’li olsun
istersen yedi yabancidan olsun
yeter ki helal süt emmiş bir kız olsun
istiyem ki sonradan peşman olmiyasan
kari kısmi ayakkabı değil ki sıhtimi çıharasan atasan
namusumdur diyecahsan
ömribillah çekecahsan.
Ehsan! biliyem eyisen hoşsan
herşeye çabuh kızisan
kızanda da alalo gibi kabarisan (alalo: hindi)
oğlum! asebi erkegin kahri çoh olur
kahır çeken kari zor bulunur
onun için karilarm hamuri sabırnan yoğrulmuştur.
onlar hanımdır
onlar hatundur
onlar sultandır
onların mekanı cennet-i âlâdır
onlar ışıhtır
onlar nurdur
onlar yüce Allah’ın erkeklere bir lütfudur.

Halil Akın

Halil Akın

Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Uluslar Arası İlişkiler ve Diyarbakır Dicle Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümlerini beraber okuyorum.
Eksik olan ve unutulmaya yüz tutmuş bir tarihin peşindeyim. Bilinmeyeni göstermek, güncel ve yeni olan ile birleştirmek için savaşıyorum. Kültürümü çok seviyorum.

2 yorum

  • Sayın Halil AKIN
    Beni onure eden sözleriniz için teşekkür eder sağlık ve mutluluklar dilerim.

    • Sayın Mehmet Kadri Göral
      Varlığınız ve yaptıklarınızın borcunu ödemek çok zor. Yaptıklarınızla, bizi fazlasıyla onure etmektesiniz. Sizlere bu şekilde teşekkür borcumuzu öderken bile yetersiz kaldığımızın farkındayız… Sizin gibi Diyarbakır’ın nadide çınarlarını ömür boyu yaşatacağız. Teşekkür eder sağlık ve mutluluklar dilerim.